Bugun...
Reklam
BİR KİTAP: TÜRK’ÜN İNANCI


Ayşe Öztekin
ayse_oztekin@yahoo.com
 
 

“Üstte Gök çökmese
Altta yer delinmese
Türk Budun!
Ülkeni, Töre’ni kim bozabilir.
İrkil!
Özüne dön.”

BİLGE KAĞAN

 

Bu yazı, bir kitabın tanıtımına dairdir. Kitabın adı: Türk’ün İnancı… Yazarı ise, çocukluğundan itibaren Türk Dünyası’na sevdalı, kendini bildiğinden bu yana da bu  dünyaya hizmet eden eski Kültür ve Devlet Bakanı Namık Kemal Zeybek.

Kitap Ocak 2017’de Doğan Kitap’tan çıkmış ve 187 sayfa.

 

Kitapta Türklerin kök inançları konu alınırken, Türklerin inançlarında birleşen ve ayrışan yönlere de değiniliyor. Yazarın kendi yazılarından oluşan kitap, farklı yazar ve eserlerden yapılan alıntılarla, ilgili söz ve paragraflarla zenginleştirilmiş. İçeriği, ebatı, sayfa düzeni ve seçilen yazı karakteri itibariyle oldukça okunası bir kitap olmuş.

 

Kitapta yazar, kendi dünya görüşünü, inancını betimlerken, aynı zamanda kaynaklarla Türk’lerin inançlarını ve inancı yaşayış biçimlerini de işlemekte. Böylece bizler de belgelere dayandırılarak anlatılan inançlar konusunu, bu konuda ne tür yayınların yapılmış olduğunu, Türklerin tarihi boyunca varolan inançları arasındaki farklılıkları, olanı ve olması  gerekeni yazarın bakış açısından öğreniyoruz.

 

Kitaptaki en önemli özelliklerden birisi, yazarın Türk özgün diline ve sözlere önem veriyor olması. Sözcüklerin mevcut yazındaki kullanımları ile özgün halleri bir arada parantez içinde veriliyor. Örneğin Tonguç’un “ilk” olduğunu; mengü’nün “ebedi” olduğunu; öd’ün “zaman” olduğunu; çoğan’ın yoksul olduğunu; öküş kılmanın “çoğaltmak” olduğunu; ülüğ’ün “kısmet” olduğunu; kut’un “iktidar” olduğunu; Tanrı anlamında kullanılan Gök’ün, gökyüzü anlamında olmadığını öğreniyoruz.

 

Kitabın ve yazıların en önemli vurgusu, “Şamanizm” veya “Türk Mitolojisi” ile Türk İnancı’nın karıştırılmaması, hatta şimdiye kadar yapılmış olan bu yanlışın düzeltilmesi ve ilgilenenlerin araştırmaya yönlendirilmesi gerektiği ile ilgili… Diyor ki Zeybek, “İslâmdan önce Türklerin büyük çoğunluğu millî din olan ‘Tek Tanrı’ dinindeydi. Yine de başka dinlere girenler vardı. Türklerin millî dinini ‘Şamanizm’ olarak adlandırıp, bugün bu dine bağlı olanların karmakarışık inanç sistemlerini tanımlayıp ‘İşte Türklerin dini buydu’ demek çokça tekrarlanan bir  yanlıştır”.

 

Leo Rutherford’un “Şamanik Yolun Çalışma Kitabı” adlı eserindeki değerlendirmelerini esas alarak “Şamanizm” denilenin, “Kök İnanç” ya da “Gök Tanrı İnancı” olduğu; “Şaman”ın da “Kam” olduğunun ilişkisini kuruyor. Aynı zamanda Gök Tanrı inancının bir din olmadığını belirtiyor. Yine Rutherford’un eserine atıfta bulunarak şu alıntıyı paylaşıyor: “Her nereden gelirse gelsin, hepimizin atalarının spiritüel anlayışı temelde birdir. Şakıdığı öz şudur: Herşey Bir’dir. Herşey enerjidir. Madde enerjinin katı halidir. Herşey yaşam ağında birbirine bağlıdır. Yaradan ve yaratım birdir. Yaradan (veya Büyük Gizem/Büyük Ruh) herşeydedir ve herşey Yaradan’dadır. Bütün varlıklar Yaradan’ın bir parçasıdır ve ruhtan maddeye doğmuş olup ölerek, tekrar ruha döneceklerdir. Yaşam kendini deneyimleyen ve araştıran varoluştur. Herşey kendince ‘can’lıdır.”

Kitabın girişinde, Türk inancının Türklere ve bütün yeryüzüne yeniden anlatılmasının gerekli olduğuna ve bunun tam da çağı olduğuna olan inanç ile bu kitabı yazdığını belirtiyor Zeybek. Ardından Türk inancında bütün dinlere saygı ile bakmanın  temel olduğunu; hangi dine ya da inanç sistemine mensup olunursa olunsun, bu  mensubiyetin “Türk” olarak  yaşanması gerektiğini özellikle belirtiyor ve  “Türk Olmak demek, Tanrı’ya yakın olmak, insana ve doğaya sevgiyle yaklaşmak, iyi insan olmak  demektir” diyor.

Kitapta tarihi bilgilere ve önemli kişilere de yer veriliyor. Şanlı Erke Kan’ı görüyoruz mesela; Hindistan’da Türk kültürünü doruğa çıkaran ve yurttaşlarına “Kurtuluşu eylemlerinizde arayınız, iyilik yapın, dünya sizin için daha iyi bir yer olsun” diye öğütleyen Erke Han’ı… Sonra Babürlülerin torunu Ekber’i  görüyoruz; siyaset sisteminin temeline yerleştirdiği din özgürlüğü ile, “bütün dinleri birleştirerek Türk inancını din durumuna getirmek ve böylece halk arasındaki din savaşlarını ortadan kaldırmak isteyen” Ekber’i …  Göktürkler döneminde sevgi, kardeşlik, işbirliği içinde halka hizmetin önemli yer tuttuğu kağanlık içindeki Bilge Kağan, Kültigin ve Tonyukuk kardeşleri görüyor; Orhun Yazıtlarındaki “Bilge Olmak, Alp Olmak, Tüz Olmak” şeklindeki 3 erdemi öğreniyoruz. Bu  bağlamda Türk  milletinin hayatındaki önemli “dört T”yi öğreniyoruz: “Tanrı, Türk, Töre, Turan”… Sonra akıl  ve bilime eşdeğerde yer veren Kutadgu Bilig’te “Bilimi büyük  bil anlayışı ulu/Bu  ikisi yüceltir kulu” dizeleriyle insanı  yüceltecek olanın bilim ve anlayış olduğunu görüyoruz…. Kitabı okumak isteyenler için hepsini burada sıralamayayım.

 

Karahanlıların yüksek bilim anlayışı, verdikleri eserlere hem madde hem de manada yansımış. Ulu  dağların esenliği, esinlenmelerine katkı sağlamış. Şimdi bilmeyen pek çoğu için bu eserleri yeniden hatırlatmak  ve okutmak çok önemli bir insanlık görevi olsa gerek. Bunu yaparken diğer dinlerin ve öğretilerin dayatmacılığındaki gibi değil ama belki yükselmiş bilinçlere hitap edecek seviyede, zorlamaksızın ama tüm açıklığı  ve özü ile vermek  gerektiğini  düşünüyorum. Nasıl  bir rüzgar eserken alana göre eserse, nasıl  bir çiçek  açarken gözünüze çiçeğini sokmak için uğraşmaz  ama bilinci  ve ruhu incelmiş her varlığın görmeyi yadsıyamayacağı  bir gerçeklikte ise öyle…

 

Rutherford’dan yapılan önemli bir alıntıyı ben de burada aktarmak istiyorum: “Şamanizm, biz insanların geçmiş travmalarını iyileştirmenin, gündelik yaşamla uğraşırken içsel denge ve uyumunu koruyabilmenin, yolumuza ne çıkarsa çıksın içimizdeki iyiliği geliştirmenin, birbirimizle ve dünya ile olan ilişkilerimizin kalitesini artırmanın yoludur.”

Aslında tüm dinlerin veya öğretilerin özüne bakıldığında temel olanın insanın kendisiyle ve çevresiyle olan ilişkisini denge üzerine kurması olduğunu görürüz. Bir Azerbaycan atasözüne göre, az yediğinizde hekime; düzgün gittiğinizde hakime ihtiyacınız olmaz. İslam, “sıratel müstakim”i esas alır. Doğu Mistisizminde “ying ve yang” olan eril ve dişilin dengesi önemsenir. Bedenin, doğanın, gezegen sisteminin hep  bir dengesi vardır ve “herşeyin zaten bir kader/ölçü ile yaratıldığından” bahsededilir Kur’anda. Yapılan iyilikler de kötülükler de karşılık bulacaktır. Bu yolda eğitim yollarını, ya da yöntemlerini gösterir dinler. İnsan her türlü olumlu ve olumsuz özelliği barındırır bünyesinde. Önemli olan sizin neyi seçtiğinizdir. Bütün kendine dönük çalışmaların temelinde insanın kendini  farkedebilmesi, güzelliklerini görebilmesi, yolunun  ve gücünün bilincinde olup  eyleme geçebilmesi yatar.

 

Evrende var olan her varlık  bir bilinç sahibidir. Bu bilinci önemsemek, değer vermek, saygı  duymak ve zarar vermemek  gerekir. Birlik ve Bütünlüğe saygı  duymak  da bu  anlama gelir. Farklı  ifadelerde olsa bile özünde aynı olan

 

Türklerin kökeni, maneviyatı, inançları, inancın temelleri  konusunda bizlere giriş  mahiyetinde ama çok  öz bilgileri ve mevcut kaynakları aktaran bu  kitabı  kaleme aldığı için Namık Kemal Zeybek’e teşekkür ederiz.

 

Kitabın sonundaki alkış (dua) örneğinden alıntı ile ben de sonlandırmak isterim:

Sonsuz dirilik olan Tanrım!
Bize iyilik ver, iyilerden eyle!
Kötüleri, kötülükleri uzak kıl
Ey yarattıklarında açığa çıkan Tanrım!
Ey yarattıklarında gizlenen Tanrım!
Bizi bilimle geliştir
Bizi bilgeliğe ulaştır.

 



Bu yazı 90 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI