Bugun...
Reklam
KURTULUŞ GÜNLERİ


Erdoğan Pamuk
erdoganpamuk@hotmail.com
 
 

İstemeden sosyal medyada bu konuya bulaştım. Mecburen iddialarıma açıklama getirmeliyim.

Meğer mahalli kurtuluş günleri, yasal dayanağı ile İçişleri Bakanlığımızın uygulaması gereken tören ve kutlama yönetmeliğine bağlıymış. Yönetmeliğin 8. Maddesi ise mülki amirlerin kuracağı komiteler eliyle oluşturulacak program ve uygulamalarına hükmediyor.

Facebook ana sayfamdan aynen;

“Trabzon Günleri Ankara AKM alanında çeşitli etkinliklerle üç gündür sürmektedir. Meclis Başkanının himayesinde yapıldığı anlaşılan ve şubat ayında alıştığımız bu faaliyetlere, Cumhuriyet tarihimizin en başarılı bulduğum İçişleri Bakanımız Sn Soylu'nun daveti üzerine katıldık. Kahraman İsmail'in (Kültür Bakanımızdı) konuşmasındaki tek doğru ‘kurtuluş günü’nün kutlanamayacağı, yerine ‘fetih günü’ kutlamasının doğru olacağını beyandır. Trabzon'un 28 Ağustos günü fethedildiği yanlış bilgisine ve diğer söylemlerine ise yanımda bulunan tarihçi konu uzmanı hemşerimiz Hüseyin Albayrak ağabeyle beraber güldük...”

Siyaset bir tarafa,  bu yıl 25-28 Mayısta yapılan Trabzon Günleri, geçmişte 24 Şubata denk getirilir ve aynı yerde yapılırdı. Böylece neden şimdi yapıldığını öğrenmiş olduk! Öyle ya ilçem Beşikdüzü’nün kurtuluşu 14 Şubat, Trabzon’umun kurtuluş günü 24 Şubat günüydü! TBMM Başkanımız konuşmasında, mahalli kurtuluş yerine fetih kutlamasının daha doğru olacağını da önemle söyledi.

Kültür Eski Bakanımız, şimdi yeni Meclis Başkanımızın bu görüş ve teklifine katılsam da facebook’ta bir takipçim “… işgal güçlerinin def edilmesi kutlanacak gün değilse bu ancak zavallılıktır” deyip karşı görüş yazması üzerine “…Ruslar kendiliğinden çekilmeseydi ne Beşikdüzü ne de Trabzon kurtulurdu. Bunu bayram gibi kutlamak asıl zavallılıktır.” Fikir ısrarımı; “İyi ki kurtulduk bayramlarına devam mı? Hatta sembolik düşman kovma! (Kimse de düşman askeri olmak istemiyor)”  şeklinde aynı sertlikte yazdım.

Mahalli kurtuluş günlerinde bildik törenler yapılır. En heyecanlı kısmı da sembolik düşman kuvvetlerinin kasaba veya şehirden çıkarılması mizansenidir. Bu sahnede Türk bayraklı dost kuvvetler temsili düşman askerlerini kurusıkılarla girilen çatışmadan sonra kovarlar kovmasına da gel gör ki bu tiyatroda düşman askeri kılığına girecek kimseleri bulmak çok müşküldür.

Mahalli kurtuluş günlerine ait tarihe ışık tutacak, doğrudan ilgili bir anımı paylaşmak isterim:

1990 Yılında Şırnak vilayet olmuştur. İl teşkilatını kurmak üzere ilk Valimiz merhum Aydın Arslan ekibinde İl Kültür Müdürü unvanıyla görev yapmaktayım. Bir toplantı sonunda kalmamı isteyerek;

-Komşu vilayetler Mardin, Siirt, Bitlis ve Hakkâri’nin kurtuluş günleri var. Bizim Şırnak ne zaman kurtulmuş acaba? diyerek müstehzi bir ifadeyle konuştu. Saçsız, sevimli, tonton Vali’me bakıp ciddiyet kontrolü yapmaktayken sesi sertleşti.

-Yazılı ve sözlü kaynaklardan araştır Erdoğan! Sonucu haftaya rapor halinde getir!

Ciddi bir emir almıştım.

Başta Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin İngiliz Belgelerinde Musul ve Kürdistan Tarihi kitabı olmak üzere ulaşabildiğim bütün kitapları gece gündüz okuyarak, bu arada seksenli yaşlardakileri psikanaliz metoduyla çocukluğuna, ilk gençliğine döndürerek anlattıklarını raporuma yazdım. Hatırladığım kadarıyla raporumun özeti:

Kurtuluş savaşları öncesi İngiliz General Townshend orduları Cizre’ye kadar; Rus ordusu Hakkâri, Bitlis ve Siirt-Eruh’a kadar gelmiş ancak Şırnak’a düşman girememiştir.

 Arkasını Namaz dağına yaslayan Şırnak’a üç yoldan girilebilir. Önden ve yanlardan! Coğrafi olarak Cudi Dağı ve Gabar dağını yaran Kızılsu, Dicle’ye dolayısıyla Cizre’ye Kasrik boğazından yol açarak ulaşır. Bir makinalı tüfek ve bir manga asker, nitekim Kasrik Boğazını ve yolu tutmuştur. Keza öte yandan Eruh Boğazı, Siirt yolunun tek geçişidir. Doğuda ise yol Uludere’den Tanintanin ve Süvari Halil geçidiyle Hakkâri’ye gider ama o çağda ancak katırla!

Sözlü anlatımlarda, Cudi dağı üzerinden bildiri atmaya gelen İngiliz tayyare/pırpır uçaklarının Şırnak’ta “Seydaların/Cizre şeyhlerinin,  uçtuğu” şeklinde yorumlandığı ve korkulup saklanıldığı tarafımdan yazıya geçirilmiştir.

Ve Atatürk’ün Nutuk’a eklediği Şırnak’ta Abdurrahman Ağaya başlıklı 13 Ağustos 1919 Tarihli Mektubu!

Raporumu okuyan Valim;

-Desene Şırnak’ı kurtaramadık Erdoğan!

Garabete bakınız ki 91 yıl kurtuluşu kutlanan Mardin, 2010 Yılından itibaren 21 Kasım’ı Onur Günü adıyla, Belediye Meclisi kararıyla kutlamıştır. Zira Mardinliler işgale uğramadıkları iddiasındalar. O halde?

Yine 14 Eylül olarak düşmandan kurtuluş atfedilen Siirt, aynı iddiadadır. Onlar da bu tarihi “Şeref günü” yapmışlardır.

8 Ağustos Bitlis’in kurtuluşu;  12 Nisan veya şimdilerde 22 Nisan Hakkâri’nin kurtuluşudur.

Urfa’nın Şanlı, Maraş’ın Kahraman, Antep’in Gazi oluşuna, düşmandan kurtulup kurtuluşlarını kutlamalarına kimse söz söyleyip karşı çıkamaz! Ancak;

Tarihten ve ciddiyetten uzaklaşan, artık fayda sağlamayan bazı mahalli kurtuluş günlerinin, daha fazla zaman, emek ve para kaybına yol açmadan kaldırılması hususunda Kahraman TBMM Başkanımızla hemfikirim.



Bu yazı 328 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI