Bugun...
Reklam
MÜCİREDDİN


Erdoğan Pamuk
erdoganpamuk@hotmail.com
 
 

Azerbaycan Yazarlar birliğinin Beylekan Şeherinin Sadri(başkanı) Asif Caferli’nin kaleme aldığı ve Beylegan ziyaretimizde bizzat takdim ettiği Mücireddin isimli eseri bilahare okudum ve içinde kendimden bir şeyler buldum.

Kendimden bir şeyler derken; takriben üzerinde yedi ay çalıştığım ve geçmişte kitap haline getirdiğim Ahi Evran senaryo çalışmamdaki kervan ve ticaret sahneleri benzeşmektedir.  Aynı yüzyılda, aynı coğrafi mekânları bilmeden Sn Caferli ile üzerinde çalışmış olmak, aynı duygu ve düşünceleri paylaşmak, duygudaş olmak heyecan verici. Bizim Ahi Evran (1171-1261) ya da Hoylu Mahmut:

Şeyh Nasrettin Mahmut bin Ahmet el Hoyî;

Tebriz şehri civarında ve Atabekler ya da Eldenizliler zamanında Mücür’le beraber Azerbaycan’da yaşamışlar. Mücür  ya da mücir demişken, mücevherin kökü olan Mücür sözü ve kısaltması, lal, cevahir, mercan,  yakut gibi kıymetli taşları kapsar ve mücireddin, dinin mücevheri demektir.

Serv boylu, ay kabaklı, bulud saçlı, ince dilber

Dodağın lel, dişin inci, gül yanaklı, zülfün anber!

Kiril yerine yeni Azerbaycan alfabesi gelse de Türkiye Türkçesine AKTARMA sorunları olmuş, olmakta ve olacaktır. Mücir’in sevdası Bike’ye söylediği yukarıdaki beyitini yazmakta zorlandığımı ve yazarken kural tanımadığımı ifade etmek isterim. Ben o ters “e”, “x” ve benzeri harf ve sözlerin şive söyleniş özelliklerini nasıl anlatıp yazarım?

Anlaşılır ki 1130 doğum-1194 ölüm tarihi olan Mücireddin öldüğünde bizim Ahi Evran Mahmut 23 yaşında bir gençtir. Yolları Tebriz’de belki de kesişmiştir. Vergi toplama memuru olan Mücür’le debbağ/derici olan ve Tebriz’de mücellitlere sahtiyan deri getiren Hoylu Mahmut’un karşılaşmış olmaları muhtemeldir. Çünkü Ermeni Krişa ile Fars Salman’ın hançerleyerek öldürdüğü Mücireddin, Tebriz’in Sürhap kabristanında hocaları Hakanı Şirvanî ve Seyyit şirvani ile beraber yatmaktadır.

Hakanı Şirvanî demişken Şabran’daki heykeli altındaki yazıya göre 1126-1199 yıllarında yaşamıştır

Babası Abdül, anası Zehra olan Mücireddin nasıl ki yahni ve sümüklü et yiyerek büyüyüp güçlendiyse Asif Beyler bize de aynı, benzer ziyafeti çektiler. Gelin bu sümüklü ete (sümük: kemik) pirzola diyelim de iyi anlaşılsın (!) Mücireddin’in gazelinde:

“Evvel-evvel zenn kıldım eşkini yumşak tike,

Çün yedim, onda sümük varmış, boğazım yırtılar”

Sakın kızmayın zira kızmak sözü Azerbaycan’da farklı ve ayıp anlaşılır. Kızan adama kız gerekirmiş!

Mücireddin’in çağdaşı olan Genceli Nizamî ‘den yahut onların deyimiyle Nizamî Gencevî ‘den bahsetmeden geçmek olmaz. 1141 doğumlu olup 1209’da vefat eden ve 12. Yy ın en usta edip ve filozofu olan bu ulu kişi başlıca eserleri olan Leyla ve Mecnun, Hüsrev ve Şirin, İskendernâme ve Yedi Güzel adlı eserleriyle çığır açmıştır.

Romanlaştırılan Mücireddin’in hayatı şüphesiz saray ve sanat çevrelerinde geçmiştir. Asıl hocası Ebül Ulâ  ki “Şirvan poeziya mektebinin yaradılmasında böyük emeyinin olduğu” yazılıdır. Şiir ekolü! Bu ekolün diğer şairleri: Ahı Felekî, İzzeddin Şirvani, Hakanı Şirvani, Reşidettin Vatfat , Kivamî vd ile bizim Mücir’dir.  Ebül Üla; Şirvanşah III. Menüçehr’in sarayında “Melikeşşüera” Yani şairlerin başı/melikidir.

Bu ekolden birkaç şiir örneği verelim: Mücireddin’in Şaha rübaisi;

“Adaletle yaşa dünya fanidir

Manasız ömürden ne semer, ey şah!

Mücireddin söyler yahşı ad apar,

Dövran vefasızdır, tez öter ey şah!”

Hakani’ni n Ömer amcasına methiyesi:

“Terbiye verenim, emimdir menim

Odur bil, böyüyüm, yol gösterenim

Sözü hendese tek dakikdir onun

Şakirdi Arestun, bir de Eflatun

Emimden almışam, zekanı men pay

Güneşten nur alar, toprakla su, ay”

Hakanı  Şirvani ve tasavvuf yüceliği için örnek bir alıntı daha:

“Bil Ave dağının Musası menem

İndi bu alemin, İsası menem.

Odur ki mesgenim olmuş asiman,

Dördüncü göyümdür, menim bu Şirvan”

Feleki Şirvani’nin Şaha övgüsünden:

“İkinci Cemşidsen şahlar şahısan

Göylerin böyüyü, ey uca hakan!”

İzzeddin Şirvani ‘den kaside örneği:

“Keybden açdı menim könlüme yüzlerce kapı,

Çemenin rövneki, sübhin şefaki, etri –bahar (bahar kokulu esinti)

Şairlerimizin yaşadığı Meniçöhr, Şemseddin Eldeniz, Mehemmed Cahan Pehlivan, Kızıl Arslan, III. Toğrul ve Mısır Suriye Hükümdarı Selahaddin Yusif (!) çağı, yani 12. Asırdır. Biraz da 13. Asrın başıdır. Demiştim ya benim Ahi Evran Mahmut o çağların düşünür ve aksiyoneridir. Kitabımda Kösem Sultan’dan da ileri bir İNANÇ HATUN var ki 13 bölümlük dizi senaryosu yazabiliriz. Kayını dahil dört kez evlenen, Horasan’dan Bağdat’a,  İsfahan’dan Bakü’ye kadar, Halife dahil, hükümdar ve atabeyleri sanki büyüleyerek parmağında oynatan bu bizim Kleopatramız için Caferli dostumuz aynen;

“Qızıl Arslan arvadı İnanç Hatun terefinden katle yetirilmişti. Qızıl Arslan öz çadırında keyf meclisinden sonra on beş hançer yarasından öldürülmüşdü…1191-ci ilde Atabey Ebu Bekir hakimiyete gelir.,,Nahçıvan Cahan Pehlevanın o biri dul arvadı Zahide Hatunun ihtiyarında idi. Ebu Bekr qalanı ve hezineni zebt edir…

İşte bu olaylardan sonra Mücir İsfahan’da  vergi toplama memurluğuna getirilir. Şirvan Sarayından 1154’te Derbent sarayına geçen;  Beylegan, Şirvan ve Gence’de yaşayıp İsfahan ve Tebriz’e sanki ölmeye giden Mücireddin’in bir beyiti ile bağlayalım. Kitapta; Ermeni, Gürcü ve Fars tarihine dair hakikatler ve günümüz siyasetine yansımaları bu vesileyle ustaca işlenir.

“Zamane fitnegârdır, hiylegârdır, hem de alçakdır

Onunla üz-üze durmak o kes ki aynı çılpakdır!”



Bu yazı 141 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI