Bugun...
Reklam
KURTULUŞ YOLU


Fatih Gökgöz
fatih.gokgoz.0606@gmail.com
 
 

‘’Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.’’ Mustafa Kemal ATATÜRK

 

Bir milleti esaretten kurtarıp, o millete özgür, bağımsız ve şanlı bir millet olabilme bilincini kurduğu cumhuriyetle armağan eden Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının emanetini, geleceğe, devraldığımız gibi bırakmanın tek yolu vardır: Eğitim!

Bugün yaşadığımız pek çok sorunun kurtuluş reçetesi cumhuriyetimizin kuruluş ayarlarında mevcuttur. Tarihimize tapmak yerine ondan biraz ders almayı bilseydik, yıkılan devletlerin, eğitimsizliğin, milletin hücrelerine kadar işlemesinden dolayı yıkıldığını, uluslararası arenada güç sahibi olan devletlerin ise, eğitimi her alanda temel lokomotif yapılarak yüksek medeniyetler seviyesine ulaştıklarını görürdük.

Bizleri karanlık bir dünyadan aydınlık bir geleceğe taşıyan cumhuriyetimizin de temel lokomotifi eğitim olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyetimizin kuruluşundan sadece 11 ay sonra, 22 Eylül 1924 tarihinde Samsun’da öğretmenlere hitaben yaptığı konuşmasında,  millet olabilme bilincimizi eğitimin üzerine inşa ettiğini şu cümleleriyle herkese ilan etmiştir;’’Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, doğru yoldan sapmaktır. Yanlız, ilim ve fennin yaşadığımız her dakikadaki safhalarının gelişimini anlamak ve ilerlemelerini zamanında takip etmek şarttır.’’

Evet, bizleri,  karanlık dünyadan aydınlık geleceğe taşıyan cumhuriyetin temel lokomotifidir eğitim.

Köylerin %98’inde okul yoktu. Medreselerde 1538 yılında yayınlanan fermana göre artık felsefe, tıp, kimya gibi bir toplumu muasır medeniyetler seviyesine taşıyacak bilimler yasaklanmıştı. İlim tahsil etmiş kişilerin büyük çoğunluğu gayrimüslimlerdi. Halk okuma-yazmadan oldukça uzak yaşarken yalnızca subaylar ve gayrimüslimler ileri derecede okuma-yazma biliyorlardı. Kadınlarda okuma oranı binde 3-4 iken, erkeklerin yalnızca yüzde 5-6’sı okuma-yazma biliyordu.   Kadınların insan olarak pek bir değeri yoktu. Ahırlarda doğum yapan kadınlar ve sıtma, veba, tifüs  gibi ölümcül sonuçları olan hastalıklarla mücadele eden bir halk… Var olan doktorların sayısı artık yetersiz kalıyordu. Tanrı’nın yeryüzüne yansıması olan bilimi göz ardı eden bir milletin yaşaması gereken tüm olumsuzluklar yaşanıyordu.

1570 yılında sırf babası kazasker diye 17 yaşında profesör yapılan  Sadullah Efendi mi anlatır dönemin cehalet seviyesini yoksa şeyhülislam diye 10 ve 18 yaşındaki çocukları kadı yapılan Feyzullah Efendi mi? Eğitimde ve diğer bütün alanlarda ilmiye sınıfının sözü geçiyordu. Şeyhülislamlar tek söz sahibi merciiydi. 1575 yılında kurulan ancak, şeyhülislamın çıkarmış olduğu fetva sonucunda dine aykırılık iddiası ile 1579 yılında yıkılan ve yüksek bilime kapı açacak olan Takiyüddin Rasathanesi’nden sadece 96 yıl sonra İngiltere’de kurulan Greenwich Rasathanesi bugün, dünyanın merkezi durumundadır.

Böyle bir karanlıktan aydınlık bir geleceğe Mustafa Kemal Atatürk’ün eğitime, akla ve bilime verdiği önemle kavuştuk. Atatürk, ulusallıktan, çağdaşlıktan ve laiklikten bir haber olan eğitim sistemine daha çağın gerekliliklerini uygulayarak, çağı okuma bilinciyle, ülkemizi yüksek medeniyetler seviyesine çıkarmayı başarmıştır.

Bozuk sistemin düzgün adamı yüzyıllar boyu başarılamayanı sadece 15 yılda başarmıştır. Bu başarı bir tesadüf eseri değildir. Mustafa Kemal Atatürk, 10 Temmuz 1921’de İnegöl’ün, 15 Temmuz 1921’de Bozöyük’ün, 17 Temmuz 1921’de Eskişehir’in işgal edilmesine rağmen 15-21 Temmuz 1921 tarihleri arasında Ankara’da, 180 öğretmenle birlikte maarif kongresi düzenlemiştir. İşgallere rağmen eğitim kongresinin düzenleniyor olmasının tek bir açıklaması vardır; ülke politikalarının belirlenmesinde tek güç akıl ve bilim olacaktır.

Cumhuriyetin ilanından hemen sonra Tevhidi Tedrisat kanunu ile eğitimdeki çarpıklıkları gidermek adına ilk adımı atan Atatürk, ‘’Eğer bir gün benim sözlerim bilim ile ters düşerse bilimi seçin.’’ diyerek sistemi, bilimin gücüne iman ettirmiştir. Bizlerin, bilimin gücüne iman etmemiz için mücadele eden Atatürk, en az 3997 kitap ve 10 bin sayfa yazılı eser okuyarak bunu bizden istemiştir.

‘’Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur.’’  diyerek, eğitimi ve eğitimle birlikte değişimi hayatımızın vazgeçilmezi yapmamız hususunda bizleri defaatle uyarmıştır.

Peki, ne oldu da eğitim, akıl, bilim ve yenilik üzerine inşa edilmiş cumhuriyetimiz dogma fikirlerle yozlaştırıldı? ‘’Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müridler, meczuplar memleketi olamaz’’ diyen Atatürk’ün hangi söylediğini yanlış anladık da eğitimimizi ve geleceğimizi şeyhlere, kendilerini efendi zannedenlere ve derviş olduğunu iddia edenlere bıraktık?

Tarih adeta tekerrür ediyor. 16.yy’da felsefe yasaktır diyen Osmanlı’dan Bilgi Çağı’nda evrim teorisini müfredattan kaldırmaya, fizik, kimya, biyoloji gibi derslerin ders saatlerini azaltmaya geldik. Osmanlı’nın yıkılmasına sebep olan ne kadar olay varsa, bugün hepsini eğitim müfredatı diye çocuklarımıza okutmaya başladık. Bilim zihniyetine sahip, geleceğin aydınlarını yetiştirecek olan fen liselerinin tam 15 katı bütçeyi imam hatip liselerine veriyoruz. Fen bilimlerinin, matematiğin, geometrinin, felsefenin cahili olarak yetişen çocuklar bizleri hangi muasır medeniyetler seviyesine çıkaracaklar?

Yaşadığımız tüm sıkıntılardan orta vadede kurulabilmenin tek yolu vardır: Yetişen gençliği aklın ve bilimin yolunda eğitmek! Yazının başında da belirttiğim gibi kurtuluşumuz, cumhuriyetimizin kuruluş ayarlarında mevcuttur. Bunu üzerine basa basa hep birlikte söylemeliyiz. Kurtuluş yolu, eğitim sistemimizi, aklın ve bilim etrafında şekillendirmektir.Akıl ve bilim yolundan başka yol aramak tarihimize, bugünümüze ve geleceğimize ihanettir.



Bu yazı 407 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI