Bugun...
Reklam
Cehennem Arabası


Kürşat Yılmaz
kursaty1919@gmail.com
 
 

Özgün adıyla ‘Maşin Erfernal’, Dünya tarihinde kullanılan ilk bombalı arabanın adıdır. Her ne kadar ‘Cehennem Makinası’ olarak da çevrilmişse de, doğru çevirinin Cehennem Arabası olduğunu düşünüyorum. Çünkü maşin sözü, o dönemde aynı zamanda araba anlamında kullanılmıştır. Halen eski Ermeniler ve Azerbaycan Türkleri, arabaya ‘maşin’ demektedir. Patlayıcıların  bir at arabasına yüklenmiş olması, makine yerine araba sözünü kullanmanın anlam bakımından da daha uygun olacağını göstermektedir.

Nedir bu Cehennem arabası? Doru atlardan tarafından çekilen, lastik tekerlekli, dönemin arabalarına göre daha büyük, içerisine bomba yerleştirebilmesi için geniş bölmeler konulmuş ve  özel olarak Avusturya’da üretilmiş arabanın adıdır. İçerisi, Fransa’dan tedarik edilen, melinit diye bilinen, pikrik asit patlayıcısıyla doldurulmuştur. Kullanılan patlayıcının en az 80 Kg olduğu belirtilmiştir. Patlayıcının etkisini arttırmak için melinite, potasyum klorat eklenmiştir. Sonrasında ise bütün bu patlayıcılar, demir bir sandığa koyulmuş ve araya yerleştirilmiştir. Bu cinayet silahı, Ermeni Taşnaksütyun örgütü tarafından 1905 yılında Sultan 2. Abdülhamit’e yönelik suikast girişiminde kullanılmıştır.

Suikastın bu şekilde arabayla yapılması fikri, Ermeni terörist Lipa Rips’ten gelmiştir. Lipa Rips, suikastte el bombası ya da tabanca kullanılması fikrini red etmiş ve ‘Cehennem Arabası’ fikrini Ermeni komitacılara kabul ettirmiştir. Suikaste toplam 40 kişinin adı karıştığı tespit edilmiştir. Suikastte kullanılan yerli Ermeniler dışında, suikastı kurgulayan Belçikalı Ervad Jorris ve karısı Nellens Jorris, Rus Yahudisi Samoel Fayin, Fayin’ın kızı olarak kendini tanıtan Rusya Ermenisi Robina, Tiflisli Madam Ancuva gibi birçok yabancı da suikaste etkin görev almıştır. Yani anlaşıldığı üzere, ülkemizdeki huzuru bozmayı kurgulayanlar yabancı ülkelerin ajanlarıdır.Bu işler için kullanılan mühimmat ise malum tanıdık ülkelerden sağlanmıştır. Bu fitne eylemlerinde, maşa olarak kullanılanlar ise yerli hayalperestlerdir. Aynı bugün PKK aracılığı ile yapıldığı gibi.

Suikast, arabaya yerleştirilmiş saatli bomba ile yapılacaktır. Abdülhamit’in camiden çıkıp arabasına varması 1 dakika 42 saniye olarak hesaplanmış ve saatli bomba bu ince hesap üzerine ayarlanmıştır. Fakat beklenmedik bir gelişme olmuş, camiden çıkan Abdülhamit'in yolunu, Şeyhülislâm Cemalettin Efendi kesmiş ve bazı konularda bilgi istemişti. Bu gecikme sayesinde suikast hedefine ulaşamamış ama patlayan bomba, birçok cana kıymıştı. Patlamada 26 kişi yaşamını yitirmiş, 58 kişi yaralanmış, arabanın atları ile birlikte 20 de at telef olmuştu. Hangi din ya da milli ülkü böylesine namertliği, insafsızlığı ve insanlık dışı bir eylemi onaylayabilir? Cehennem Arabası’nın ölen masumları değil ama birçok cana kıyan teröristleri, Cehennem’e götürecek bir araba olduğu kesindir.

Abdülhamit’in hedef olmasındaki ana neden, emperyalizmin dayatmalarına karşı direnmesi, özellikle de Ermeniler üzerinden yapılan isteklere karşı gösterdiği tavizsiz tavrıydı. Sonuçta Ermeni talepleri, Siyonizm ve Batı emperyalizminin emellerine hizmet etmekteydi. Sadece bu taleplere karşı olmak bile, tüm şer cephesini birleştirmeye yetiyordu

Sultan 2. Abdülhamit, bu konudaki görüşlerini İngilizlere şu sözlerle bildirmişti:

‘Ermenistan’daki sartları düzeltmeye amadeyim; ama bağımsız bir Ermenistan’ın kuruluşuna müsaade edeceğime, su kellemi keserim daha iyi ! Ermenistan’ın kurulması yalnızca dindaşlarımın açısından çok büyük bir adaletsizlik örneği değil, aynı zamanda iktidarımın ve Türkiye’nin varlığının sonu demek olur.’

Peki  günümüzde, Batı’nın talepleri ve tezgahları noktasında değişen birşey var mı? Cehennem Arabası’ndan 100 yıl sonra; geliştirilmiş yeni cehennem arabaları, Türkiye’de ortaya çıkmıştır. PKK’nın bomba yüklü araçları, Türkiye’nin huzuruna ve birliğine yönelmiştir. Ankara, İstanbul, Gaziantep, Diyarbakır gibi birçok ilimizde patlatılan arabalar, yüzlerce masum canın hayatına kast etmiştir. 100 yıl sonra kullanılan figüranlar ve uygulanan teknoloji değişse de, şeytani tasarıları kurgulayan merkezler değişmemiştir. Dün, Taşnak partisi çatısı altında örgütlenen solcu görünümlü Ermeni ırkçılarının yerini, bugün PKK bünyesinde örgütlenen solcu görünümlü Kürt ırkçıları almıştır. Bu iki örgüt de kardeşlerine ölüm saçıp ağababaları olan emperyalizmin uşaklığını yapmaktadır. 

Kürtler’in tarihteki durumu, Ermeniler’den biraz daha farklıdır. Kürtçü hareketler ve örgütler, Ermeniler’in kullanıldığı şekilde kullanılmaktadır fakat Kürtçü hareketler, hedeflendiği kadar kitlesel destek bulamamıştır. Bunun başlıca nedenleri arasında, Kürtler’in içinde Türklüğü benimseyenlerin olması ve dini yönü ağır basan büyük bir Kürt kitlesinin varlığı gösterilebilir. Bunun dışında azımsanmayacak kadar Türk-Kürt evliliği de vardır ve bu evliliklerin halkımızı birleştirici yönü de unutulmamalıdır. Oynanan oyun hemen hemen aynıdır ve bu oyunun daha öncesinde Ermeniler’e hiçbir fayda sağlamadığı ortadadır. Bu kirli tezgahı; bugün yaşanan gelişmelerin tarihsel sürecini ortaya koyarak ve bu bağlamda kitleleri bilinçlendirerek bozabiliriz. Unutulmamalıdır ki düşman var gücü ile saldırmaktadır. İşte o sebeple gün; bir olma, diri olma ve uyanık olma günüdür. Böylece, Türkiye’yi Cehennem arabalarının değil Cennet bahçelerinin yurdu yapabiliriz.

23.7.2016
Kürşat Yılmaz

 



Bu yazı 1511 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI