Bugun...
Reklam
ATATÜRK VE HÜR DEMOKRASİ


Umut Şen
umutsen91@outlook.com
 
 

Günümüz kamuoyunda, Atatürkçülüğü tanımlarken, günlük yaşamdaki siyasal akımlar ve sosyal olayların etkisiyle hareket etme ve bunun sonucunda da marjinal veya bağnaz tepkilerle karşılaşma ihtimali yüksektir. Türkiye'de toplumu, ayrışmış iki kitle haline (laik ve anti  laik) getirme ihtimali yüksek olan derin çatışma, yakın bir gelecekte Cumhuriyetimiz için feci sonuçlar meydana getirebilir. Bunu önlemek için, akıl, mantık ve ahlak ilkeleri etrafında toplum olarak birleşmemiz gerekmektedir.

Dolayısıyla;
Toplumsal uzlaşma için düşünce kanallarımızı açık tutmak zorundayız. Hür Demokrasi için, hür düşüncenin en temel erdem olduğunu unutmamalıyız. Hür demokrasilerde, milli birlik ve beraberliği sağlamanın yolu, toplumun sağlıklı bir uzlaşma ve denge zemini yaratabilmesinden geçmektedir.

Atatürk, Türkiye'de kültürel ve tarihsel değerlerimizin oluştuğu ortamda, Türk toplumunu büyük ve köklü bir değişim, yenileşme ve gelişim sürecine taşımayı başarmıştır. O, ''Hür Demokrasi'' erdemini, sağlam zeminler üzerine inşa eden büyük bir toplum mimarıdır.

Gazi, 1000 yıllık Anadolu Türk Devlet'inde köklü bir sistem değişiklğine gitmiş; hanedanı tasfiye ederek, Türk Milletinin katılımını ve bireysel insiyatifini harekete geçirerek, Selçuklu ve Osmanlı imparatorluklarının tarihsel ve kültürel mirasçısı olarak, Türkiye Cumhuriyeti'ni yeni bir sistem ve değişim yolu olarak yürürlülüğe sokmuştur.

Atatürk'ün düşüncelerinin kaynağı sadece 1789 Fransız İhtilali değildir. 1890-1914 yılları arası yaşanan TÜRK AYDINLANMA ÇAĞI, Atatürk'ün düşüncelerinin temel kaynağıdır. Özellikle 1909'a kadar süren, 2. Abdülhamid döneminde, Batı'nın Bilim zihniyetine sahip bir elit Türk Meritokrasi [1] kadrosu yetişmiştir.

Mehmed Akif'in ''Asım'ın Nesli'' olarak tanımladığı bu elit meritokrasi kuşağının temsilcileri, eğitimde ve dünya görüşünde pozitif BİLİM ZİHNİYETİ'ni hakim kılmak, Türk Devletini ''Milli Egemenlik'' ilkesi temeline oturtmak, sınıfsız, imtiyazsız ve kaynaşmış bir kitle yaratmak ve tüm yurttaşların eşitlik ilkesi temelinde meydana gelen ''Hür Demokrasi'' ilkesini savunmuş ve bu uğurda mücadele vermişlerdir.

Cumhuriyetin 50. yılında merhum Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun (1904-1992) yapmış olduğu şu kısa tespit, günnümüz Türkiye'si açısından fevkalade önemli ve günceldir;
''Büyük tehlikelerle karşı karşıya bulunuyoruz. Zıtlaşmalar, ikilik...Türk halkı...yarım yüzyıldan beri bir türlü okutamadığımız Türk halkı, dini taassubu ile uyutulup maddi ve manevi çıkarlara alet olarak kullanılıyor.''

Atatürk, Türk Devletinin tarih boyunca en öenmli sorunu olan, Avrupa ile boy ölçüşme kompleksini görmüş; Avrupa'yı ve onun Haçlı, sömürgeci, emperyalist  zihniyetini alt etmek için; çareyi Batı'nın BİLİM ZİHNİYETİ ve HÜR DEMOKRASİ erdemiyle bütünleşmekte bulmuştur. Atatürk TÜRK İNKILABINI işte bu yol haritası üzerine inşa etmiştir.

TÜRK İNKILABI; 150 yıllık bir tarihsel gelişimin ve Anadolu'daki 1000 yıllık ''BATI TÜRK DEVLETİ GELENEĞİ''nin son ve radikal bir ifadesidir. Bu yönüyle de eşsizdir. 

[1] Meritokrasi: Yönetim gücünün, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir. Bu yönetim şeklinde idare gücü, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır, kayırma yoktur. Günümüz dünyasında ABD'nin yönetim düzeni ve işleyişi bir Meritokrasi sistemi üzerine kurulmuştur.



Bu yazı 130 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI