Bugun...
Reklam
Kumdan Kuantuma Dünya Hakimiyeti II - Olmak VEYA Olmamak


Yasin Murat Yiğit
ymuratyigit@gmail.com
 
 

Dijital elektroniğin temel mantığına inildiğinde, her türlü verinin 2’lik sayı sistemi olarak tanımlandığını, yani 1’lerden ve 0’lardan oluştuğunu belirtmiştik. Dijital elektronik devrelerin bugünkü gibi dizayn edilebilmesine olanak sağlayan temeli ise 2’lik sayıları cebirsel bir mantık işleme sisteminde kullanan George Boole, 1854 yılında kendi adıyla anılan ‘Boole Cebiri (Boolean Algebra)’ ile atmıştır. Boole cebirinde değişken değerler sadece iki hal üzerinde bulunabilirler: Doğru (1 değeri), ve Yanlış (0 değeri). 1 değerinde elektrik akımı vardır, 0 değerinde elektrik akımı yoktur. Bu matematik sisteminde üç tip temel işlem vardır: VE, VEYA, DEĞİL işlemleri. Bunlar, mantık biliminin işlemleridir.

Örnek olarak x ve y değişkenlerinin ikisi de 0 ise, o zaman bu ikisi arasında gerçekleştirilecek VE işleminin sonucu 0, VEYA işleminin sonucu da 0’dır. Yani x’te elektrik yok VE y’de elektrik yok ise o zaman ‘x VE y’ sisteminde de elektrik yoktur, sonuç 0’dır. Aynı şekilde ‘x VEYA y’ sisteminde de elektrik olmadığından sonuç 0’dır. Eğer x ve y değişkenlerinin ikisi de 1 ise o zaman ‘x VE y’ ve ‘x VEYA y’ sistemlerinin her ikisinde de elektrik olduğundan iki sonuç da 1’dir. Eğer x ve y değişkenlerinin birisi 1 , diğeri 0 değeri alırsa o zaman VE işleminin sonucu 0, VEYA işleminin sonucu ise 1 olacaktır. Çünkü VE işleminde iki değişkende birden aynı anda elektrik olma durumu irdelendiğinden bu durum sağlanmadığından dolayı sonuç 0 (yanlış) olacaktır. VEYA işleminde ise iki değişkenden sadece birinde elektrik olma durumu irdelendiğinden ve bu durum sağlandığından dolayı da sonuç 1 (doğru) olacaktır. Üçüncü temel işlem DEĞİL işlemi ise deişkene ters değer aldırır. X eğer 1 ise, ‘DEĞİL x’ değeri 0’dır; eğer x’in değeri 0 ise de sonuç 1’dir. Diğer tüm karmaşık mantık ve matematik işlemleri, bilgisayarların beynindeki silikon mikroçip devrelerde verilerin 1’lere ve 0’lara çevrilmesinden sonra bu üç mantık işlemi üzerine bina edilerek gerçekleştirilir. Dolayısıyla da günümüzün en ileri safhasındaki yapay zeka uygulamalarında dahi sonuçlar, bu üç basit mantık işleminin dijital devrelerde zincir şekilde birbirlerine bağlanarak oluşturulduğu bilgi mimarileri üzerinde alınmaktadır.

Boole, 2’lik sayı sisteminin kullanımı üzerinde bir takım geliştirmeler yapmış olsa da, hatırda tutulması gereken önemli bir nokta da kendisinin dijital elektronik mimarisi üzerinde değil, bu mimariyi geliştiren bilimadamlarının faydalanacağı fikirsel temeller üzerinde çalışmalarını yapmış olması durumudur. Boole’un yaşadığı tarihte dijital elektronik henüz yoktu, ama ondan sonra gelenler kendisinin ortaya koyduğu cebir temelleri üzerinde dijital elektronik devrelerin mimarilerini tasarladılar. Boole cebirinin dijital devre mimarisinde kullanımını bulan kişi ise MIT’de yüksek lisans tezini 1937 yılında bu konuda yapan Claude Shannon olmuştur. Shannon, Boole cebirindeki 1 ve 0 değerlerini elektronik devrelerdeki ‘elektrik var’ ve ‘elektrik yok’ durumlarıyla eşleştirerek ‘bit’ kavramını oluşturmuş, bu şekilde en karmaşık bilgilerin bile bu temel üzerinde elektronik olarak bina edilebileceğini bulmuştur. Günümüzün telekomünikasyon kanallarındaki hız kavramı, bu mantıkla çalışmaktadır. ‘Benim internetten indirme hızım 3 megabit’ dendiğinde uzaktaki bilgisayarlardan evdeki bilgisayara saniyede 3 milyon bit, yani 3 milyon adet 1 veya 0 içeren bilgi akıyor demektir.

Bu tarihlerde günümüz bilgisayar teknolojisinin temelleri artık atılmaya başlanmış, teorik ve pratik gelişmeler birbirini peşi sıra izlemiştir. Teorik bilgisayar biliminin ve yapay zekanın kurucusu olarak kabul edilen Alan Turing, 1936 yılında yayımladığı bir çalışmasında, bir algoritma şeklinde tanmlanabildiği takdirde her türlü matematiksel işlemi yapabilen kuramsal ‘Turing makineleri’ olduğunu ispatlayarak modern bilgisayarın fikir temellerini oluşturmuştur.

Peki bu kadar önemli gelişmelerin temel taşı niteliğindeki 2’lik sistem, ilk defa Boole tarafından mı ortaya atılmıştır, yoksa ondan daha öncesi de var mıdır? Bu sorunun cevabını araştırmaya koyulduğumuzda ise ilginç bilgilerle karşılaşmaktayız. Boole çalışmasını, kendisinden 200 yıl önce yaşayan ve Newton’un çağdaşlarından olan Leibniz’in teolojik fikirleri üzerine bina etmiştir. Leibniz’in inancına göre 2’lik sayı sistemindeki iki durumu teşkil eden 1 ve 0 kavramları, hırıstiyanlıktaki ‘creatio ex nihilo(yoktan var ederek yaratma) hususunun sembolik temsilcileridirler. Leibniz felsefeden matematiğe, fizikten biyolojiye, dilbilimden psikolojiye kadar geniş bir bilim yelpazesine bilgi ürünleri bazında katkıda bulunmuş ilginç bir kişiliktir. 2’lik sayı sistemini kendi teolojik inancını destekleyecek şekilde kurgulaması, bize bilim dünyasını incelerken belki de dikkat edilmesi gereken önemli bir gereksinimi; bilgi ürününü ortaya koyan bilimadamlarının ürünlerinin çıplak olarak değil, kendi karakterleri, dini inançları, hayat felsefeleri, kültürel ve sosyal inanışları gibi diğer iç ve dış etkenleriyle beraber bir bütün olarak inceleme zorunluluğunu göstermektedir. Diğer bir önemli husus da Boole, Shannon ve Turing gibi 20. yüzyıl başlarında bilgisayar biliminin temelini atan bilimadamlarının kendilerinden 200 yıl önce ortaya atılan bir teoriye sahip çıkıp canlandırarak günümüz teknolojisi haline getirmiş olmalarıdır. Yani hiçbir gelişim birden ortaya çıkmamış, fikirsel kökleri kendisinden yüzlerce ve hatta binlerce yıl öncesinde ortaya atılan felsefelere dayandırılmıştır. Leibniz de bu duruma başka bir örnektir. Çünkü 2’lik sayı sistemini kendi icat etmemiş, bu sistemi kendisinden binlerce yıl önce Doğu’da ortaya çıkan I-Ching ve Yin-Yang felsefelerinden türetmiştir. Serimizin bir sonraki yazısında dijital elektroniğin temelini borçlu olduğu binlerce yıl öncesinin I-Ching’ini bu bağlamda inceliyor olacağız.



Bu yazı 301 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI