Bugun...
Reklam
HANGİ ÜNİVERSİTEYİ SEÇMELİ: IıI. YÜKSEKÖĞRETİM KURUMUNUN İLMÎ ARAŞTIRMA POTANSİYELİNİN KALİTESİ...


Zafer Kibar
z.kibar@hotmail.com
 
 

Bir yükseköğretim kurumunun kalitesi, elbette yalnızca kaliteli eğitim-öğretim vererek yükseltilemez. Bununla birlikte ve kaçınılmaz olarak eğitim-öğretim kadrolarından öğrencilerine kadar bütün insan kaynaklarının ilmî araştırmaya imkân bulabilmesi ve yeni bilgi üretmeye hevesli olması da gerekir. Dolayısıyla yükseköğretim değerlendirme ve derecelendirme kuruluşları inceledikleri yükseköğretim kurumunun ilmî araştırma potansiyeline büyük önem vermektedir.

Yükseköğretim kurumunun ilmî araştırma potansiyelinin kalitesi, değerlendirme kıstasları içinde % 20 ağırlık taşımaktadır.

İlmî araştırma yapılabilmesi her şeyden önce maddî imkân meselesidir. O yüzden “ne kadar ödenek, o kadar ilmî araştırma” varsayımından hareketle ilk gösterge “her bir kadrolu öğretim elemanı başına ilmî araştırma çalışması ödenek tutarı” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı % 2’dir.

Elbette Türkiye Cumhuriyeti devletinin gayri safi milli hâsıla büyüklüğünü ve üretilen kaynaklarla her yıl gerçekleştirilen borç faizi ödemelerini dikkatinizden kaçırarak “hükümet, şu otoyolları bir şerit eksik yapsa da ilmî araştırma ödeneklerini arttırsa” yahut “tek başına Harvard Üniversitesinin bütçesi bile bizim üniversitelerimize ayırdığımız toplam ödeneğin dört katından fazla” falan demeyeceğim.

Etkin(!) bütçe yönetimi anlayışının gözden geçirilmesini önereceğim. Ödenek tahsisinde siyasî propagandaya yönelik güncel yatırımlar planlanırken hiç olmazsa geleceğimizi de inşa edecek yüksek bilgi alanlarına da yeterli ödenek ayrılmasının önemini bir kez olsun hatırlatacağım...

Bu alandaki ikinci gösterge “her bir öğretim elemanı başına son iki yılda yurt içinde veya yurt dışında yayınlanan ilmî çalışmalar” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı % 2’dir. Önceki makalemde bu hususun anlaşılmasına katkı sağlayacak açıklamalar yapmıştım...

Üçüncü gösterge “öğretim elemanlarının son iki yılda yabancı ülkelerde yayınlanmış kitaplarının sayısı” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı %3’tür.

Bu gösterge, yükseköğretim kurumunda kadrolu bilim adamlarının yazdıkları kitapların yurtdışında da okunabilir kalitede olup olmadığını ölçmesi bakımından çok anlamlı. Ülkemizde yazılmış pek çok roman ve şiir kitabının başka dillere çevrildiğini duyuyoruz ama ya bilim ve felsefe kitapları! İşte bu konuda bizi sevindirecek bir bilgiye sahip değilim ne yazık ki. Zaman zaman El Farabî atamızın, İbn-i Sina atamızın yazdığı eserlerin hâlâ Batı ülkelerindeki yükseköğretim kurumlarında yardımcı ders kitabı olarak okutulduğunu duyup, teselli buluyorum. Sahi, bizim güneşli günlerimiz geçmişte mi kaldı? Gün tekrar doğmayacak mı? Merhum dost ağabeyim Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu ve Prof. Dr. Aziz Sancar gibi değerli bilim adamlarımız Batı üniversitelerinden başka yerde ilmî araştırma yapma şansı bulamayacak mı? ...

Bu alandaki dördüncü gösterge yüksek lisans ve doktora tezlerinin temel ilmî araştırma metinlerinden sayıldığı varsayımından hareketle “tez savunma heyetleri sayısı” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı % 3’tür. Önceki makalemde bu hususun anlaşılmasına katkı sağlayacak açıklamalar yapmıştım...

Bir yükseköğretim kurumunda ne kadar çok alanda eğitim-öğretim ve ilmî araştırma yapılıyorsa kalitesi o kadar yüksek olur varsayımından hareketle beşinci gösterge “ilmî uzmanlıklar sayısı” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı % 1’dir.

Konu çok basit ve anlaşılabilir olmakla birlikte, ne yazık ki YÖK tarafından anlaşılmamış gibi görünmektedir. Bir yükseköğretim kurumunda yeni bir ilmî alan açılabilmesi için o alanda yeterli öğretim elemanı bulunması zarureti varken, kendini siyasî otoriteye ifade edemeyen YÖK yöneticileri yüzünden Türkiye’nin üniversitesi olmayan ili kalmamış, her bir üniversitesinde de adeta öğrenci alınmayan alan bırakılmamıştır. Maşallah(!) ülkemizin en ücra kentlerinde bile her alanda eğitim-öğretim yapan, mesleki bilgiyi zirveye ulaştıran, ilmî araştırma peşinde koşan kadrolarla dolu(!) üniversiteler var.

Ey yeni nesil, ey güzel gençlik, sevgili üniversite öğrencisi adayları! Hangi üniversiteyi tercih edeceğinize dikkat edin ve o üniversite içinde tercih ettiğiniz bölümde size bilimlik bilgiyi verecek kabiliyette öğretim elemanları olup olmadığını sorup araştırın lütfen...

Kaliteli ilmî araştırmaların ulusal ilmî yayın kataloguna dâhil edileceği varsayımından hareketle bu alandaki altıncı gösterge “her bir öğretim elemanı başına son iki yılda ulusal ilmî yayın kataloguna giren, yayınlanmış eğitim dokümanları ve monografiler sayısı” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı % 3’tür.

YÖK tarafından yüksek lisans tezleri ile doktora tezlerinin kataloglandığını ve kütüphanesinde bulundurulduğunu biliyorum. Ancak diğer eğitim dokümanları ve monografilere herhalde sadece Milli Kütüphane’den ulaşmak mümkün olacaktır. Bu tür yayınlar kataloga dâhil edilmediği için incelenen üniversitelerimizdeki ilmî yayın sayısı az görünecek ve uluslararası derecelendirme sıralamasında doğal olarak geride kalacaklardır...

Kaliteli yükseköğretim kurumunun öğrencisi de kaliteli olur ve öğrencinin kalitesini bildiri sunmak amacıyla katıldığı konferans sayısı belirler varsayımından hareketle bu alandaki yedinci gösterge “yükseköğretim kurumu konferanslarında bildiri sunan öğrenci sayısı” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı % 3’tür.

Bu kıstası her okuyuşumda Mülkiye’deki öğrencilik yıllarım geliyor aklıma. Tam da şu günlere denk gelen bahar aylarında düzenlenen “İnek Bayramı” çerçevesinde öğrencilerin arkadaşları, öğretim elemanları, diğer bölümler ve fakültedeki olaylara dair yıl boyunca yaptığı gözlemlerden oluşan esprili eleştirileriyle dinleyicileri coşturan “ferman” okumaları, okuyanların özgüvenini yükselten bir uygulama... Henüz başlatılmamışsa, tüm üniversitelerimizde “öğrencilerin katılabileceği ilmî konferanslar” en kısa zamanda başlatılmalıdır...

Üniversitelerin kalitesi katıldıkları uluslararası ilmî projeler ve programlarla ortaya çıkar varsayımından hareketle bu alandaki sekizinci gösterge “yükseköğretim kurumunun katıldığı uluslararası düzeydeki ilmî projeler ve programlar sayısı” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı % 2’dir...

Aynı şekilde ulusal düzeydeki ilmî projeler ve programlara katılmak da önemli sayıldığından bu alandaki dokuzuncu gösterge “yükseköğretim kurumunun katıldığı ulusal ve bölge çapındaki ilmî projeler ve programlar sayısı” olarak belirlenmiştir ve değerlendirme kıstasları içindeki ağırlığı % 1’dir...

Devam edeceğim inşallah...

 

15 Mayıs 2017



Bu yazı 375 defa okunmuştur.

YORUM YAZ

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI